E-Mail Listemize Katılın

CAPTCHA

Site İstatistiği

Tekil Toplam
22 33
129 241
585 1106
3856 16999

İçerik için Başlık

 

ANALIK HALİNDE ÇALIŞMA ve

SÜT İZNİNDE SON DURUM

 

I-GİRİŞ

 

İşgücü piyasalarında ikincil işgücü ya da yedek işgücü olarak değerlendirilen kadın işçiler, çalışma yaşamında cinsiyet ayrımcılığına dayalı birçok problemle karşı karşıya kalmaktadırlar. Genel eşitlik ilkesi kadın işçileri ayrımcılığa karşı koruyamamakta, kadın-erkek eşitliğini tam olarak sağlayamamaktadır. Bu nedenle ülkemiz, uluslararası sözleşmeler ve kararlara uygun olarak, kadınların erkekler ile her alanda eşit bir şekilde haklarını kullanmaları ve toplumsal kalkınmaya eşit bir şekilde katılmalarını sağlamak için kadın işçilere yönelik “pozitif ayrımcılık” olarak ifade edilen tedbirleri almaktadır. Bu tedbirler kapsamında yer alan özel koruyucu hükümlerden biri olan “süt izni”, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 74. maddesi ve aynı Kanun’un 88. maddesine dayanılarak çıkarılan “Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik” ile düzenlenmiştir. Yasal düzenleme kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için belirli bir süre izin verilmesini ve bu sürenin çalışma süresinden sayılmasını hüküm altına almıştır.

Bu yazımızda, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelik ile düzenlenen kadın işçilerin doğumları halinde bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için öngörülen süt iznine ilişkin yasal düzenlemeler hakkında kısaca bilgi verilecek, daha sonra uygulamada bu iznin günlük olarak kullanılmasından kaynaklanabilecek zorluklar nedeniyle bu iznin toplu olarak kullandırılıp kullandırılamayacağı konusu incelenmeye çalışılacaktır.

II-4857 SAYILI İŞ KANUNU’NUN 74. MADDESİ

İş Kanunu’nun 74. maddesinde;

“Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. (Ek cümle: 13.02.2011-6111/76 md.)Kadın işçinin erken doğum yapması halinde ise doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılmayacak süreler, doğum sonrası sürelere eklenmek suretiyle kullandırılır.

Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.

Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.

Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.

İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.

Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.”

hükmü öngörülmektedir.

 

III.5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU’NUN KONU İLE İLGİLİ DÜZENLEMELERİ

“Hastalık ve analık hali”başlıklı 15. maddesinde; “… 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadının ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşinin gebeliğinin başladığı tarihten itibaren doğumdan sonraki ilk sekiz haftalık, çoğul gebelik halinde ise ilk on haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve özürlülük halleri analık hali kabul edilir.”,

“İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar”başlıklı 16. maddesinde; “ … analık sigortasından sigortalıya hastalık veya analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir.

Analık sigortasından sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, bu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılardan; kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadına ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşine, her çocuk için yaşaması şartıyla doğum tarihinde geçerli olan ve Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden emzirme ödeneği verilir.

Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan eşinin doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe emzirme ödeneği verilebilmesi için, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının;

a) (a) bendi kapsamında olanlar için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması,

şarttır.

Emzirme ödeneğine hak kazanan sigortalılardan 9. maddeye göre sigortalılığı sona erenlerin, bu tarihten başlamak üzere üçyüz gün içinde çocukları doğarsa, sigortalı kadın veya eşi analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki onbeş ay içinde en az 120 gün prim ödenmiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlandırılır.”

“Geçici iş göremezlik ödeneği”başlıklı 18. maddesinde; “Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla;

c) (Değişik: 17.04.2008-5754/11 md.)4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilâve edilerek çalışmadığı her gün için,

d) (Değişik: 17.04.2008-5754/11 md.)4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde,doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için,

geçici iş göremezlik ödeneği verilir…

(Değişik üçüncü fıkra: 17.04.2008-5754/11 md.)İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 17. maddeye göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisidir…”

hükümleri yer almaktadır.

 

IV-SÜT İZNİ SÜRESİ’NE GENEL BAKIŞ

4857 sayılı İş Kanunu’nun 74. maddesinin son fıkrasında ve Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde, “Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Böylece kadın işçilerin süt iznine ilişkin hükümler 10.06.2003 tarihinden itibaren yasal düzenleme ile uygulamaya girmiştir.

Süt iznine hak kazanmak için kadın işçinin doğum yapmasının ve bebeğin canlı olarak dünyaya gelmesinin yeterli olduğu, çocuğun emzirilip emzirilememesinin önemi bulunmadığı düşünülmektedir. Zira bu izin, kadın işçinin bebeğine zaman ayırabilmesi, kendisinin ve bebeğinin sağlığının korunması amacından kaynaklanmıştır. Bu sebeple bebeğin annesini emmemesi durumlarında da bu iznin kullandırılması gerektiği düşünülmektedir. Kanun’da iznin çocuğun bir yaşına girinceye kadar verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yasal düzenlemede yer alan günde bir buçuk saatlik süt izni süresinin asgari olduğu, bu sürenin altına inilmesi mümkün değilken sözleşmelerle bir buçuk saatin üzerine çıkılabileceği belirtilmelidir.

Yine yasal düzenlemede kadın işçinin iki ya da daha fazla çocuk doğurması halinde süt izni süresinin arttırılması ile ilgili herhangi bir hükme yer verilmediğinden birden fazla çocuk doğuran kadın işçi de günde en az bir buçuk saat süt izni kullanacaktır. Aksi halde çocuk sayısına bağlı olarak kadın işçinin 1 yıl boyunca belki de hiç çalışmadan ücretli izne kavuşturulduğu sonucuna varılır ki bunun makul bir çözüm olduğu söylenemez. Gerçi öğretide çok çocukluk durumunda bunun yasaca günde en az iki saate çıkarılmasının uygun olacağı savunulmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 66. maddesinin (e) fıkrasında “Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler” çalışma süresinden sayılmakta, aynı Kanun’un 55. maddesinin (e) fıkrası gereğince bu süre yıllık ücretli izne hak kazanma bakımından çalışılmış sayılan haller arasında yer almaktadır. Süt izninin süresi sözleşmeler ile artırılmışsa ve sözleşmede aksine bir düzenleme yer almıyorsa artırılan bu kısmın da çalışma süresinden sayılması uygun olacaktır. Ancak taraflar artırılan bu kısmın çalışma süresinden sayılmamasını kararlaştırabilirler.

Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin 15. maddesinde belirli sayıda işçi çalıştıran işçilere emzirme odaları ve kreş açma zorunluluğu getirilmiştir. İşveren tarafından yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur. Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150’den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması zorunludur. Yurt açma yükümlülüğünde olan işverenler yurt içinde anaokulu da açmak zorundadırlar. Yurt, işyerine 250 metreden daha uzaksa işveren taşıt sağlamakla yükümlüdür. İşverenler, ortaklaşa oda ve yurt kurabilecekleri gibi, oda ve yurt açma yükümlülüğünü, anılan Yönetmelikte öngörülen nitelikleri taşıyan yurtlarla yapacakları anlaşmalarla da yerine getirebilirler. Oda ve yurt açma yükümlülüğünün belirlenmesinde, işverenin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm işyerlerindeki kadın işçilerin toplam sayısı dikkate alınır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 105/c maddesine göre; Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelikte gösterilen şartlara ve usullere uymayan işveren veya işveren vekiline 2010 yılı için 1.145 TL idari para cezası verilir.

 

V-KADIN İŞÇİ SÜT İZNİNİ TOPLU OLARAK KULLANILABİLİR Mİ?

Yukarıda açıklandığı üzere, kadın işçiye verilmesi gereken süt izni, yeni doğan çocukların (bir yaşına kadar) anne sütünden faydalanmalarının, annenin ve bebeğin sağlıkları açısından önem arz ettiği düşüncesi ile getirilmiş yasal bir düzenlemedir. Gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 74. maddesinde gerekse ilgili Yönetmeliğin 14. maddesinde süt izninin kadın işçilerin “küçük çocuklarını emzirmeleri için” olduğu açık olarak belirtilmiştir.

Söz konusu yasal düzenlemede süt izninden bir yaşından küçük çocuk evlat edinen kadın işçilerin de faydalandırılmaları gerektiği yolunda hükme yer verilmemiştir. Süt izninin (emzirme izninin) bir yaşından küçük çocuğu bulunan kadın işçilere, küçük çocuklarını emzirmeleri için verildiği açık bir şekilde belirtildiğinden, yasal mevzuatta evlat edinenlerin de bu haktan faydalanacağı yolunda açık bir hüküm bulunmadığından bir yaşından küçük çocuk evlat edinen işçilerin bu haktan yararlanamayacakları sonucuna ulaşılmıştır. Mevzuatımızda evlat edinen işçilerin doğum izni kullanması ile ilgili 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hariç, yasal bir hüküm yer almamaktadır. Oysa bir yaşından küçük çocuğu evlat edinen kadın işçilere de, evlat edindikleri çocuklarıyla yakından ilgilenebilmeleri, onlarla daha sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri açısından süt izni verilmesinin oldukça faydalı olacağı düşünülmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere süt izni kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için getirilmiş bir haktır ve günde toplam bir buçuk saat olan bu hakkın hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi belirler. Ancak İstanbul gibi büyükşehirlerde yakın mesafelerde evi bulunmayan işçiler için bu iznin günlük kullanılmasının zorluğu ortadır. Bu nedenle haftalık ya da aylık olarak toplu kullanılmasının işçi için daha faydalı olacağı düşünebilir. Ancak yasal düzenlemeye göre bu hakkın günlük kullanılması esastır. Toplu olarak kullanılması hususunda gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun da gerekse ilgili yönetmelikte herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine süt izninin günlük çalışma süresinden sayılacağı kanunda ve yönetmelikte yer almıştır. Ayrıca bu izni günlük olarak usulüne göre vermeyen işveren veya işveren vekili idari para cezası ile karşı karşıya kacaktır. Bu nedenle uygulamada evi işyerine uzak olan işçilerin süt iznini mesai bitiminden bir buçuk saat önce çıkma şeklinde kullandıkları görülmektedir.

 

VI-SÜT İZNİ KULLANAN KADIN İŞÇİ ŞEHİR DIŞI GÖREVE GÖNDERİLEBİLİR Mİ?

 

Burada, süt izni kullanan kadın işçinin şehir dışı bir göreve gönderilip gönderilemeyeceği, gönderilirse işçinin durumunun ne olacağı tartışma konusudur. Bu konuda mevzuatta sınırlayıcı hüküm bulunmamakta olup, konuya ilişkin bir yargı kararı da mevcut değildir. Ancak, gerek İş Kanunu’nda, gerekse ilgili Yönetmelik’te, süt izninin günde birbuçuk saat olacağı ve bu süreyi hangi saatler arasında kullanacağını kadın işçinin kendisinin belirleyeceği öngörülmüştür. Emziren işçinin, süt izni süresini aynı gün mesai saatleri içinde kullanması esastır. Süt iznini birleştirerek kullanmak, Kanun’un amacına göre uygun olmadığından hukuken geçerli değildir.

Kadın işçinin şehir dışı bir göreve gönderilmesi durumunda çocuğunu yanında götürme imkanı olamayabileceği gibi görev icabı gidilen ilde bir yaşından küçük bebeğiyle sağlıklı ve güvenli konaklama imkanlarının bulunması her zaman mümkün olmayabilir. Ayrıca, çocuğun bakıcı tarafından bakılıyor olması durumunda, bakıcının da kadın işçiyle beraber seyahat etmesi imkanının çok zor hatta çoğu zaman imkansız olduğu açıktır.

Tüm bu hususlar dikkate alındığında, işveren tarafından kadın işçiye süt izni kullandığı zaman zarfında, şehir dışı görevler verilmemelidir. Ancak zorunlu hallerde, verilen görevlerin kadın işçinin süt izni süresini mesai saatleri içerinde kullanmasına imkan verecek tarzda ikametgahına çok yakın iller (İzmir-Manisa, Burdur-Isparta, Ankara-Kırıkkale vb.) arasında şehir dışı görevler verilmesinin mümkün olabileceği kanaatindeyiz.

Sonuç olarak, gerek süt izni süresinin toplu olarak kullanılmasının kanunun amacına aykırı olması nedeniyle bu iznin günlük olarak kullanılmasının gerekmesi, gerekse İş Kanunu ve ilgili Yönetmelik’te emziren kadın işçiyi ve emzirilen çocuğu koruyan yukarıda belirtilen birçok ayrıntılı düzenlemelerin yer alması ve kadın işçinin şehir dışı görevlere çocuğunu götürme, konaklama konusunda yaşayacağı sıkıntılar dikkate alındığında, emziren kadın işçinin rızası dışında ve süt iznini günlük olarak mesai saatleri içerisinde kullanmasına engel olacak tarzda ikametgahına çok uzak şehir dışı göreve gönderilmesinin kural olarak doğru olmayacağı, böyle bir görevlendirme karşılaşan kadın işçinin isterse iş akdini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı alabileceği kanaatindeyiz.

 

VII-DEĞERLENDİRME ve SONUÇ

4857 sayılı İş Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca;

1-Kadın işçiler doğumdan önce 8 hafta ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta analık hali nedeniyle çalıştırılmamaları gerekir. Çoğul gebelik varsa doğum öncesine 2 hafta eklenir toplam 18 hafta çalıştırılmamaları gerekir.

2-Kadın işçi isterse, doktor da onaylarsa doğumdan önce üç haftaya kadar çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde izin kullanması gerekirken kullanmayarak çalışmış olduğu süre doğum sonrası iznine eklenir. Toplamda işçi 3 hafta kalıncaya kadar çalıştı ise doğum öncesi 5 haftalık süre doğum sonrasına eklenecek ve toplamda işçi 13 hafta doğum sonrası izin kullanacaktır. Çoğul gebelik halinde doğuma 3 hafta kalıncaya kadar çalışması durumunda doğum sonrasına (doğum öncesine 2 hafta eklendiğinden dolayı) 7 hafta eklenecek ve kadın işçi doğum sonrası 15 hafta izin kullanacaktır.

3-Kadın işçinin erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanmadığı izin süresi doğum sonrası süreye eklenecektir. Örneğin, doğum yapmasına 8 hafta kalan işçi doğum iznine ayrıldıktan 2 hafta sonra doğum yaptıysa doğum öncesi 6 hafta iznini kullanmamış olacağından, bu süre doğum sonrası izne eklenecek ve kadın işçi toplamda 6+8=14 hafta doğum sonrası izin kullanacaktır. Şayet işçi, çoğul gebe ise doğum yapmasına 10 hafta kala izne ayrıldı ve 2 hafta sonra doğum olayı gerçekleşirse doğum öncesi 8 haftalık iznini kullanmamış olacağından, bu süre doğum sonrası izne eklenecek ve kadın işçi toplamda 8+8=16 hafta doğum sonrası izin kullanacaktır.

4-Doğum öncesi ve doğum sonrası izinler hekim raporuyla işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre artırılabilir.

5-Hamilelik süresince işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.

6-Hekim raporu ile gerekli görüldüğü taktirde hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır.

7-Kadın işçiye isterse doğum sonrası izin süresinin bitiminden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.

8-Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.

9-5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının a bendi kapsamında sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması halinde doğum öncesi ve doğum sonrası izinlerinde (erken doğum halinde eklenen süreler dahil) çalışmadığı her gün için geçici iş göremezlik ödeneği ödenir.

Sigortalı kadına, analığı dolayısıyla çalışmadığı her gün için verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 5510 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı iken, ayaktan tedavilerde üçte ikisidir.

Sayfa Yorumları

Kayıtlı yorum bulunmuyor.

Sizde Yorum Yapın

CAPTCHA

Bu site Yeşilbeyaz e-İş Çözümleri tarafından desteklenmektedir.